“Rüya tabiri yaptırmak caiz mi, yoksa gaybı taşlamak ve falcılık gibi günah mı?” sorusu, dinî hassasiyeti olan pek çok müminin zihnini kurcalar. Bu sorunun cevabı Kur'an ve Sünnet'te çok açıktır: İslam'ın koyduğu ölçülere bağlı kalmak şartıyla rüya tabiri (ilmü't-ta'bîr) caizdir, hatta peygamberlerden miras kalan şerefli bir ilimdir; ancak falcılık ve kehânetle asla karıştırılmamalıdır.
Kur'an ve Sünnet'te rüya tabirinin yeri
Rüya yorumunun meşruiyeti bizzat Kur'an-ı Kerim'e ve Peygamber Efendimizin uygulamasına dayanır:
- Hz. Yûsuf'a öğretilen ilim: Allah Teâlâ, Hz. Yûsuf'a rüyaların ve olayların yorumunu (te'vîlü'l-ehâdîs) kendi katından bir ilim olarak öğrettiğini bildirir (Yûsuf 12:6, 12:21; bkz. Kur'an'da geçen rüyalar).
- Peygamber Efendimizin sabah namazı sonrası adeti: Sahîh-i Buhârî'de Semüre b. Cündeb (r.a.) anlatır: Peygamber Efendimiz sabah namazını kıldırdıktan sonra yüzünü cemaate döner ve “Bu gece içinizden bir rüya gören var mı?” diye sorardı; gören varsa anlatır, Efendimiz de Allah'ın dilediği şekilde onu tabir ederdi (Sahîh-i Buhârî 7047).
- Hz. Ebû Bekir'in rüya yorumlaması: Bir sahabi rüyasını anlattığında Hz. Ebû Bekir Peygamber Efendimizden izin isteyerek rüyayı yorumlamış; Efendimiz de ona “Bir kısmında isabet ettin, bir kısmında yanıldın” buyurmuştur (Sahîh-i Buhârî 7046; Sahîh-i Müslim 2269a). Bu hadis hem sahabenin rüya tabir ettiğini hem de en faziletli insanın bile yorumda yanılabilir olduğunu gösterir.
Rüya tabiri ile falcılık (kehânet) arasındaki fark nedir?
İslam'da kahve falı, tarot, yıldızname gibi gaybten kesin haber verme iddiaları (kehânet) kesin olarak haramdır; çünkü gaybı yalnızca Allah bilir:
قُلْ لَا يَعْلَمُ مَنْ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ الْغَيْبَ إِلَّا اللَّهُ ۚ وَمَا يَشْعُرُونَ أَيَّانَ يُبْعَثُونَ
Anlamı: “De ki: Göklerde ve yerde Allah'tan başka kimse gaybı bilmez; ne zaman diriltileceklerini de bilmezler” (Neml 27:65).
Meşru rüya tabiri ise gaybı bilme iddiası değildir. Yorumcu; rüyadaki sembolleri Kur'an ayetlerindeki ve hadislerdeki benzetmelerle, kelimelerin anlamlarıyla ve rüya sahibinin hâliyle karşılaştırarak bir kanaat (zan) belirtir (bkz. Rüya nasıl yorumlanır?). Bu yüzden gerçek bir âlim veya tabirci asla “Kesin şöyle olacak” demez; sözünü daima “Doğrusunu en iyi Allah bilir” diyerek bitirir.
Rüya tabirinde aşılması caiz olmayan 4 sınır
İmam Mâlik ve İbn-i Sîrîn gibi büyük âlimler, rüya tabirinin oyuncak edilmemesi için şu dört sınırı çizmiştir:
- Rüya ile dinî hüküm (helal-haram) konulmaz: Bir şeyin farz, helal ya da haram olması rüya ile belirlenmez.
- Rüyaya dayanarak kimse suçlanamaz: “Rüyamda filanın bana büyü yaptığını, eşimin beni aldattığını ya da malımı çaldığını gördüm” diyerek bir Müslümana kötü zanda bulunmak ve iftira atmak haramdır.
- Kötü ve korkutucu rüyalar yorumlatılmaz: Şeytandan gelen kâbuslar tabir edilmez; Allah'a sığınılır ve kimseye anlatılmaz. Bkz. Kötü rüya görünce ne yapılır?.
- Rüya uydurulmaz veya abartılmaz: Görmediği bir rüyayı anlatmak hadiste en ağır yalanlardan sayılmıştır (Sahîh-i Buhârî 7042).
Rüyayı kime anlatmalı ve yorumlatmalı?
Ebû Rezîn el-Ukaylî'den rivayet edilen hadiste Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Anlatılmadıkça (yorumlanmadıkça) rüya bir kuşun ayağındadır; yorumlanınca düşer (gerçekleşir). Öyleyse rüyanızı ancak sevdiğiniz ya da akıllı ve bilgili bir kimseye anlatın” (Ebû Dâvûd 5020; Tirmizî 2278). Bu sebeple rüya; insanı korkutan, umutsuzluğa düşüren veya kesin kehânette bulunan kimselere değil; Kur'an ve Sünnet ölçüsünü bilen, hayra yoran ve iyi niyetli kişilere danışılmalıdır. Bkz. Rüya kimseye anlatılır mı?.
Özetle
İslam'da rüya tabiri caizdir ve sünnette yeri vardır; ancak gayb iddiasına, falcılığa, suizanna ve kesin hükme dönüştürülmemelidir. Güzel rüyayı hayra yormak, kötü rüyadan Allah'a sığınmak ve her işin hakikatini Allah'a havale etmek en doğru yoldur.
Doğrusunu en iyi Allah bilir.
Kaynaklar
- Yûsuf Suresi 12:6, 12:21
- Neml Suresi 27:65
- Sahîh-i Buhârî 7042, 7046, 7047
- Sahîh-i Müslim 2269a
- Sünen-i Ebû Dâvûd 5020
- Sünen-i Tirmizî 2278